Sınav kaygısı çoğunlukla hazırlıksızlığın belirtisi sanılır ve çözüm olarak daha çok çalışmak önerilir. Ölçüldüğünde tablo farklıdır: kaygı, en çok hazırlıklı öğrencilerde de görülmektedir.
Tanınabilir belirti
En net işaret şudur: denemelerde alınan puan ile gerçek sınavdaki puan arasında sürekli ve tek yönlü bir fark bulunması.
Bu fark bilgi eksikliğiyle açıklanamaz, çünkü aynı bilgi denemede sonucu vermektedir. Fark koşullardadır.
Neden koşullar
Denemeler genellikle evde, tanıdık bir masada, gerektiğinde durdurularak çözülür. Gerçek sınav yabancı bir salonda, kesintisiz ve geri dönüşsüz ilerler.
Beynin bu iki durumu farklı işlemesi olağandır. Çözüm de buradadır: denemeleri gerçek koşullara yaklaştırmak.
Gerçekten işe yarayan üç şey
Birincisi, denemelerin tam süreyle, kesintisiz ve mümkünse başka bir mekanda çözülmesi. İkincisi, sınav sabahının provası: aynı saatte kalkmak, aynı kahvaltı, aynı yola çıkma saati.
Üçüncüsü, ilk on dakika için yazılı bir plan: hangi soruyla başlanacak, takılınca ne yapılacak. Kaygının en yüksek olduğu an başlangıçtır ve o an karar vermek zorunda kalmamak yükü düşürür.
İşe yaramayan
Sınavdan bir gece önce yeni konu çalışmak, kaygıyı düşürmez ve uykuyu bozar. Kendine sakin ol demek de işe yaramaz; kaygı bir karar değildir.
Başkalarının puanlarını konuşmak da doğrudan yükseltir ve bu, sınav salonunun kapısında en sık yapılan şeydir.
Sınır
Kaygı yalnız sınav gününde değil günlük yaşamda da sürüyorsa, uykuyu ve iştahı bozuyorsa, bu bir hazırlık konusu olmaktan çıkar.
Bu durumda yapılacak şey çalışma programını değiştirmek değil, bir uzmana danışmaktır. Bu ayrım açıkça yapılmalıdır.