IGCSE ile ulusal müfredat arasındaki seçim, bir zorluk karşılaştırması değildir. İki yolun vardığı yer farklıdır ve karar o yere göre verilir.
Nereye varıyorlar
IGCSE bir basamaktır ve A-Level ya da IB'ye açılır; oradan da uluslararası başvurulara. Ulusal müfredat, Türk lise diplomasına ve ulusal yerleştirme sınavına açılır.
Dolayısıyla asıl soru şudur: dört yıl sonra hangi belgeyle mezun olunacak.
İkisi birden mümkün mü
Mümkündür ve Türkiye'de yaygındır: öğrenci ulusal müfredatla okur ve IGCSE'yi dışarıdan aday olarak alır. Bu, kapıyı açık tutan orta yoldur.
Ancak sınırı vardır: dışarıdan alınan IGCSE, okulda IGCSE okuyan bir öğrencinin aldığı hazırlığın yerine geçmez ve ders sayısı doğal olarak azdır.
Geçişin maliyeti
Ulusal müfredattan IGCSE'ye geçen bir öğrenci, terminolojiyle ve sınav biçimiyle aynı anda karşılaşır. İçerik örtüşmesi matematik ve fende yüksek, sosyal bilimlerde düşüktür.
Ters yönde geçiş daha pahalıdır: IGCSE'den ulusal müfredata dönen öğrenci, ulusal sınavın kapsadığı ve IGCSE'de hiç geçmeyen konuları baştan çalışır.
Dil meselesi
IGCSE İngilizce yapılır. Öğrencinin İngilizce ders takip edebilmesi gerekir ve bu, konuşma düzeyinden farklı bir beceridir.
Geçiş yılındaki zorluğun büyük kısmı akademik değil dilseldir ve karar verilmeden önce ölçülebilir.
Karar nasıl verilir
Üç soru: dört yıl sonra hangi ülkede okunmak isteniyor, okul hangi sistemi sunuyor, ve öğrenci İngilizce ders takip edebiliyor mu.
Üçü cevaplandığında seçim genellikle tek başına kalır. Cevaplanmadan verilen karar, iki yıl sonra geri dönüşü pahalı bir düzeltme gerektirir.